Orijinalini görmek için tıklayınız : Çocuk Gelişimi Ve Eğitimi Uzmanı Nebahat Boğut İle Okul Öncesi Eğitim Üzerine


editör
14.09.07, 10:28
ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ UZMANI NEBAHAT BOĞUT İLE OKUL ÖNCESİ EĞİTİM ÜZERİNE BİR SÖYLEŞİ

“Nebahat BOĞUT 15 Temmuz 1964 doğumludur. İlk ve Orta Öğretiminin ardından 1986 yılında Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Ev Ekonomisi A.B.Dalı Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Öğretmenliğinden mezun olduktan sonra, Türkiye Çocuk evleri Vakfı'nın İncirli 10.Yıl Çocuklar Evi'nde 2 yıl, Kavaklıdere Çocuklar Evi'nde 1,5 yıl Sorumlu Müdür olarak görev yapmıştır. Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişiminde Yüksek Lisansa başlamasına rağmen devamsızlık nedeni ile okulundan ayrılmak zorunda kalmış, yılmamış ve 2000 yılında Gazi Üniversitesi'nden Yüksek Lisansını almıştır.


1991 yılından beri Dünya Çocuk Evi için var olan Nebahat Öğretmen, özellikle içinde "ÇOCUK" olan gönüllü çalışmalarda, Dernek ve Vakıflarda aranan isimlerdendir. Kendisi, Türkiye Okul Öncesini Geliştirme Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği, Ata Vakfı, Eğitim Gönüllüleri Derneği, KIWANIS CLUB üyesi, Çocuk Dostları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, LÖSEV, İLKYAR Vakfı, Anadolu Kalkınma Vakfı Gönüllü Çalışanı, Eğitimde Paylaşım Grubu Derneği Kurucularından ve Özel Okul Öncesi Eğitim Kurumları Birliği Derneği Başkanı'dır.

Halen Ankara Yenimahalle Batıkent'te Dünya Çocuk Evi’nin kurucu- müdürüdür. Kendisini tanıyanlar ile sevgili öğrencilerinin Nebahat Öğretmen'idir.”

“Unutmayalım ki
Çocuğumuzda bizler gibi şampiyon sperm ve o da bir MUCİZE…

Biliyoruz ki;
Biz önce insanız,
Sonra kadın ya da erkek,
Sonra anne-babayız…

Asla TANRI değiliz. Tanrıymışız gibi davranmaya da zorlamayalım kendimizi.

SİZ DE BİR MUCİZESİNİZ TIPKI ÇOCUĞUNUZ GİBİ!”

http://www.okuloncesi.gen.tr/resimler/soylesi/nb.jpg

(A.Y.K: Alper Yusuf KÖROĞLU – N.B: Nebahat BOĞUT)

AYK: Eğitimci yanını hiç yitirmeyen, “MUCİZELER” için durmaksızın çalışan, okul öncesi eğitiminin mucizesi bir öğretmenle birlikteyiz… Merhaba Saygıdeğer Nebahat BOĞUT öğretmenim. Sizi az çok, tanıtmaya çalıştık. Ama Hiç kuşkusuz ki Nebahat BOĞUT’ta, bizim anlatmaya çalıştığımızdan çok daha fazlası var. Nebahat BOĞUT’u bir de sizin ağzınızdan dinleyebilir miyiz?

N.B: Evet özeti yukarıda da vermişsiniz ama söylediğimi yaşarım. Yaşamadığım şeyleri söylemekten imtina ederim. Ancak mesleki açıdan epey zaman geçirdiğimi ama daha okul öncesi eğitim için yapacağım – yapacağımız çok şey olduğunu biliyorum. Hocalarıma verdiğim sözler var (hele Mürüvvet Avni ÖZKAN hocamın beni hep takip ettiğini düşüyor ve artık pes diyemiyorum). Bazen okul öncesi eğitimin DON KİŞOT’u gibi hissediyorum kendimi ama şunu da biliyorum ki yaptıklarım hiçbir zaman boş değildi ve yapacaklarım hiçbir zaman boş olmayacak.

A.Y.K: Neredeyse içinde ÇOCUK olan tüm organizasyonlarda “Nebahat BOĞUT” adını duymak mümkün. Türkiye Okul Öncesini Geliştirme Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği, Ata Vakfı, Eğitim Gönüllüleri Derneği, KIWANIS CLUB üyesi, Çocuk Dostları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, LÖSEV, İLKYAR Vakfı, Anadolu Kalkınma Vakfı Gönüllü Çalışanı, Eğitimde Paylaşım Grubu Derneği Kurucularından ve Özel Okul Öncesi Eğitim Kurumları Derneği Başkanlığını ve Dünya Çocuk evi’nin kuruculuğunu gerçekleştirmekte; çeşitli illerde seminer ve konferanslar vermektesiniz. Bu kadar yoğun birisi olarak zamanınızı hem işiniz için hem de aileniz ve kendiniz için nasıl ayarlıyorsunuz?

N.B: Elbette zaman zaman sıkıntılı dönemler yaşıyorum. Ancak ailem (özellikle kızım) annesini iyi anlar (daha doğrusu sanırım kendimi kızıma iyi anlatıyorum) ve destekler. Benim bu işe olan inancım, ülkeme olan bağlılığım hem ailemin hem de kızımın temel bağlılıkları arasında olduğu için anlayışla karşılanabiliyorum. Aile bireyleri zaman zaman isyanlarda olsalar da, işime olan bağlılığımı görünce, isyanlarından vazgeçiyorlar.

Kendime verdiğim görevlerin en güzeli olan anne baba eğitimlerini olmazsa olmaz yapabileceğimiz ve eğitimcilerimizin niteliğini artırarak (ki bu konu da çok sorunlarımız var) çocuklarımızı kurtarabileceğimiz inancı ile yurdumun bütün köşelerinde çocuklar adına olmamın bana ve aileme çok şey kazandırdığını hepimiz iyi bilioruz. Ancak birlikteliklerimizde sevgimizi ve zamanımızı çok iyi yaşayabiliyoruz.

A.Y.K: Bize başkanlığını yaptığınız Özel Okul Öncesi Kurumları çalışmalarından bahseder misiniz?

N.B: 7 yıldır başkanlığını yürüttüğüm Özel Okul Öncesi Eğitim Kurumları Derneği’ni 23 Nisan 1981 yılında; Özel Okul Öncesi Eğitim Kurumları arasındaki koordinasyonu sağlamak, yaşanılan sorunlara ortak çözüm aramak ve en önemlisi de hizmet içi eğitim programları ile özel kurumların niteliklerinin farkındalığını yaratmak, temel amacıyla kurduk. Derneğimiz 26 yıllık bir STK’dır. Üyelerinin okul kurucusu olması gerekliliği vardır. Ankara’da 210 Konya’da 45 olmak üzere, Yozgat, Çorlu, Denizli, Balıkesir ve Gazi Antep’te de üyelerimiz bulunmaktadır. Düzenlediğimiz atölye çalışmalarına yurt çapında ilgi gösteriliyor ve bu konu da MEB’den de çok destek görüyoruz. Devlet okullarında daha yeni yeni gündeme girmiş bir çok konuda (drama, orf, ilkyardım, Woldorf, Montossori vb.) çok geçmiş dönemlerde eğitimler verip atölye çalışmaları yaptık. Zaman zaman da bu çalışmaları yineliyoruz ve illerden talep geldiği sürece eğitim programları düzenleyebiliyoruz. Aynı zamanda bir çok araştırma ve projede de bulunuyoruz. Hem SÇEK hem de MEB Genel Müdürlükleri ile diyalogumuzun ve fikir alışverişimizin yoğunluğu sürekli devam etmektedir. Türkiye’de Özel Okul Öncesi Eğitim Kurumlarını temsil eden en büyük STK’yız.

A.Y.K: Okul Öncesi Eğitimi sizin için bu denli önemli kılan sebepler nelerdir?

N.B: Bu soruyu aslında bilerek soruyorsunuz ve bana konferanslarımın özetini yaptırıyorsunuz. Tebrik ediyorum sizi. :) Çok iyi biliyoruz ki birlikte yaşadığımız ve eğitim verdiğimiz bu çocuklar yarın karışımıza bir şekilde çıkacaklar. Hep şunu ifade ediyorum; bu işi öncelikle kendim, kızım ve torunlarım için önemsiyorum. Biliyorum ki yetiştirdiğim çocuklardan biri hayatımın bir döneminde karşıma çıkacak ve benim ona verdiğim kadarını bana verecek. Yada onlar ülkemin geleceği ile ilgili bazı kararlar alacaklar. Bütün bu kendi ve ülkemin geleceği olabilecek konuları riske atamam. Bütün eğitimcilerin de aynı duyguları hissederek çalışmaları için çok çaba sarf ediyorum. Küçük bir sır; biliyorum ki yetiştireceğim her çocuğun hayatında İZ olacağım.

A.Y.K: Sizce Türkiye’de okul öncesi eğitimi, başlangıcından bu güne nasıl bir gelişme göstermektedir? Bir okul öncesi eğitimcisi gözüyle ülkemizde okul öncesi eğitimi daha çok yaygınlaştırmak için neler yapmalıyız?

N.B: Halen arzu ettiğimiz, hayal ettiğimiz noktada olmadığımızı hepimiz çok iyi biliyoruz. Ancak son 4 yıldır gelişme kayıt ettiğimizi de biliyoruz. Hem STK’lar hem alanımızla ilgili resmi kurumların okul öncesi eğitimin olmazsa olmaz olduğu konusundaki yaygınlaştırma çalışmaları oldukça etkili oldu. Elbette ki bu çalışmalar tek başına yeterli değil. Ülkemizde okullaşma oranının %26’ya gelmesinden gururlanıyoruz. Ancak hala bazı Asya ülkelerinin gerisinde olmamız bizleri üzse de; yeterli alt yapı ve yasal düzenlemelerle bunu artırabileceğimizi biliyoruz. Tabi en önemlisi de yetiştirdiğimiz eğitimcilerin niteliği. Bu konuda çok ciddi problemlerimiz var. Özel yada devlet hiç fark etmez. Eğitimcilerimizin nitelik ve mesleğe olan saygılarının gün geçtikçe azaldığınız gözlemliyorum. Ne acıdır ki bunu ifade ederken içimde çok büyük fırtınalar kopuyor. Bana göre birçok platformda paylaştığım ve akademik olarak da destek görüdüğüm iki düşünce var. Bunlardan birincisi; acil olarak yapılması gereken yasal düzenlemeyle okul öncesi eğitim zorunlu hale getirilmelidir. Ancak bu, liselerin içine yada ilköğretim okullarının alt katlarına anasınıfları açarak değil; gelişim özelliklerinin gereklilikleri, hem fiziksel hem de eğitim niteliği göz önünde bulundurularak yapılmalıdır. İkincisi ise; eğitimciler mutlak özel sınav ya da mülakatlarla, lise ve üniversite eğitimlerine kabul edilmelidirler. Zira, “Hiç bir şey olamazsam anaokulu öğretmeni olurum.(!)” düşüncesi ile alana giren arkadaşlarımızı elememiz gerekmektedir. Her yıl iki kez yapılan ama katılımın kontrol edilmediği hizmet içi eğitim programlarının uygulamaya yönelik olmasına özen gösterilmeli ve kontrolü sağlanmalıdır. Özel kurumları temsil ettiğim için söylemiyorum ama devlet okullarında çalışan arkadaşlarımızın mutlaka sözleşmeli çalışması ve performansa göre sözleşmenin devamı gibi önlemler alınabilir diye düşünüyorum. Sanırım bu konularla ilgili MEB Okul Öncesi Eğitim Genel Müdürlüğü’nün çalışmaları var. Ama bizim artık kaybedecek zamanımız yok. Biraz hızlı olmalıyız. Bu konu günlerce bir çok çalıştayda görüşüldü, konuşuldu ve bir çok karar alındı. Maalesef uygulamaya koymak biraz zaman alıyor ve ne acıdır ki gelecek gidiyor ama biz farkında değiliz.

A.Y.K: Nebahat BOĞUT’ta çocuktu bir zamanlar… Onun da her an her yerde oyun oynayabilecek enerjisi, büyüyünce ne olacağına dair hayalleri vardı. Oysa şimdi o, dünyalar tatlısı bir kız çocuğunun annesi. Tıpkı diğer, dünyalar tatlısı çocukları olan anneler gibi… Kendi çocukluğunuzu düşündüğünüzde, kızınızınkiyle ne gibi farklılıkları olduğunu görüyorsunuz?

N.B: Kızımın daha şanslı olduğunu düşünüyorum. Çünkü ben bütün gelişimlerimi doğal süreçte annemin annesinden gördükleri ile gerçekleştirdim. Tıpkı yaşıtlarım gibi. Ne güzel oynadım ben sokaklarda, hayal kurdum alabildiğince ve arkadaşlarla hem anlaştım hem kavga ettim ama hep kendi kendimize barıştık. Yani annem; motor gelişimimi, duygusal gelişimimi, problem çözme yetimi, kendime olan güvenimi, sosyal gelişimimi bilmeden sağlıklı tamamlattı. Kızımın hızlı koşamadığını, çabuk yorulduğunu, hayal kurarken kendini sınırladığını, küstüğü arkadaşı ile barışırken zorlandığını görmek beni üzüyor. Ama bütün bunlara çok bilmiş gelişimci annenin olmasından ziyade maalesef arkadaşlarının böyle olması, yani diğer ailerin etkileri, ve biraz da anne yanım bu farklılıkları doğuruyor. Kızımın kendine olan güveni ve ailesinin ona olan sevgisinden emin olması beni çok mutlu ediyor. Başarı yada başarısızlıklarının sorumluluklarının farkında olması benim çocukluğumdan daha farklı ve olması gerektiği gibi. Ama onların mahalle oyunları yok. Web siteleri var. Onlar ütünün fişini mikrofon yaparak şarkıcılık oynamıyorlar. Çünkü onların MP3 çalarları var.

A.Y.K: Biraz da eğitimci kimliğinden sıyrılmış, evdeki Nebahat BOĞUT’tan bahsedelim…

N.B: Bütün dostlarımın düşündüğünün aksine evimde yaşamayı çok seviyorum. Evimde kendime ve aileme zaman ayırmak ve bazı ev işlerini yapmak bana huzur veriyor. Ancak akşamları belli bir saatten sonra kendime zaman ayırmayı ilke edindiğim için o zamanı iyi değerlendirmeye çalışıyorum.

A.Y.K: Bitmek tükenmek bilmeyen bir öğrenme ve öğretme enerjiniz var. Bu enerjinin kaynağını nedir?

N.B: Bu ülkeye olan sevdam, bu ülkeyi yaşanır kılan ATA’ya olan hayranlığım ve çocuklar… Öğrenmeye doyamıyorum ve öğrendiklerimi paylaşmayı çok seviyorum. Ülkemin her yerinden herkes bana ulaşıp alanımızla ilgili bilgi alıyor ve alabilirde. Bu konuda son derece paylaşımcıyımdır. Sonuçta o soranlar da amaçları her ne olursa olsun kendileri farkında olmasa da ülkem için çabalayacaktır…

A.Y.K: Şuanda bir kitap yazma çalışması içerisinde olduğunuzu haber aldık. Bize kitabın içeriği, kitabı yazma amacınız ve yayın sonrası beklentileriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

N.B: Evet, uzun süredir bir kitap üzerinde çalışıyorum ama aktif çalışmalarımın yoğunluğu nedeniyle bitiremiyorum. Ama bu yıl tamamlanacak. Kitap; yıllardır gözlemlediğim aile yapılarını biraz irdeleyecek, çocukların yetişkinleri anlatacakları eğlenceli, anne babaların ve eğitimcilerin okurken çok güleceği ama bir o kadar da yüreklerinin burkulup belki de kendilerini kötü hissedecekleri, yanlışlarını ve doğrularını görebilecekleri bir yayın olacak.

A.Y.K: Okul öncesi eğitimine yönelik olan çalışmalarınızda, sizi etkileyen, size ilham olan, unutamadığınız bir anınız var mı? Varsa bizimle paylaşır mısınız?

N.B: Elbette var. Daha ilkokula başlamadan karar vermiştim bu işi yapmaya. Çocukluk arkadaşımın anasınıfına gitmesi ve mahallede yalnız kalmam, onun hep öğretmeninden ve sevgisinden bahsetmesi, öğretmeninin onda bıraktığı İZ beni çok etkilemişti. Ama benim için asıl İZ; ATATÜRK idi. ATATÜRK olamayacaktım ama hep İZ bırakacak biri olmayı istemiştim ve o arkdaşımın anaokulu öğretmenine olan hayranlığı benim ATA’ya olan sevgimle eş değerdeydi. Aslında biz okul öncesi eğitimcilerinin gerçek bir İZ olduğunu mesleğe başladığımda öğrendim. Ne şanslıyım ki meslek hayatımın ortalarında ülkemin bu eğitimi kazanmasını sağlayan sevgili öğretmenim Mürüvvet Avni ÖZKAN’ı tanıdım, onun güvenini aldım ve kendime söz verdim: “95 yıllık ömrünün büyük kısmını ülkesi için harcayan öğretmenimin yaptıklarının dörte birini yapmadan ölmeyeceğim!”

A.Y.K: Çalışma hayatınızdaki 3 “olmazsa olmazınız” nelerdir?

N.B:

1. ÇOCUK
2. GÜLÜMSEME
3. DUYGULAR

A.Y.K: Biz okul öncesi eğitimci adaylarına, mesleğimizle ilgili neler önerirsiniz?

N.B: Bizler öyle değerli öyle özel insanlarız ki, birçok insanın hayatlarında kocaman İZ’leriz. Bunun kıymetini bilelim ve sakın unutmayalım! Yetiştirdiğimiz çocuklar bir gün bizim ya da torunlarımızın karşısına çıkacaklar. Çok ama çok dikkatli olup, çocuğu sevdiğimiz için değil, işimizin önemini bildiğimiz için çalışacağız. Hemde çok ama çoooook çalışacağız.

A.Y.K: Bu güzel söyleşi için size çok teşekkür ederim.

N.B: Sizleri seviyorum, sevgilerinizi ertlemeden yaşamanızı diliyorum.




Bu Söyleşinin Gerçekleşmesinde Emeği Geçenler

Av. Ali ULUSOY - Happy Kids Genel Müdürü

Fatma ÇEK - 9 Eylül Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği Öğrencisi

Özlem SERİM - 19 Mayıs Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği Öğrencisi

Zeynep TOPÇU - 9 Eylül Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği Öğrencisi

papillon
27.12.07, 01:57
Bazen okul öncesi eğitimin DON KİŞOT’u gibi hissediyorum kendimi ama şunu da biliyorum ki yaptıklarım hiçbir zaman boş değildi ve yapacaklarım hiçbir zaman boş olmayacak.
Söyleşi için teşekkürler...Öğretmenimin bu sözü çok hoşuma gitti Nebahat öğretmenime de teşekkürler:)

oxifobia
24.02.08, 05:07
çok güzel bir söyleşi...teşekkürler

çok güzel bir söyleşi...teşekkürler paylaşım için.

paylaşım güzel..çok güzel bir söyleşi...teşekkürler

çok güzel bir söyleşi...teşekkürler bu güzel için....

çok güzel bir söyleşi...teşekkürler...bla bla...saol..

çocuk ve hayat
25.02.08, 17:10
Bu güzel söyleşiyi bizlerle paylaştığınız için çok teşekkürler :)

brn45
25.02.08, 22:00
paylaşımınız için çok teşekkürler

oyabatın
08.04.08, 11:05
"Küçük bir sır; biliyorum ki yetiştireceğim her çocuğun hayatında İZ olacağım."

Çok güzel bir söyleşiydi. Birinin hayatında İZ olabilmek çok etkiledi ve düşündürdü beni.

ürperi
21.04.08, 21:05
okul öncesi eğitimde nasıl başarı